|
MAHİR TUTAK
|
|
SEVGİ VE SEN
Sevgi ne demek bilen varmı,
Nerden bileceksiniz sevgiyi,
Sevgiden anlarmısın, benim gibi,
Sevgiyi severmisin, benim gibi,
Ama nerden bileceksinki sen sevgiyi,
Benim kadar sevseydin sevgiyi,
Belki o zaman anlardın sevginin önemini....
Yılmaz Güney
KARA
Çarpmış,
Paramparça etmiş,
Kara sütü, kara sevdayla seni...
Ve kara memelerinde dişlerin asi,
Karadır, upuzun yattığın gece,
Felek, ah ettirir, boynun kıl - ince...
Cihanlar, çocuklar, kuşlar içinde
Sızlar bir yerlerin
Adsız ve kayıp
Sızlar, usul-usul, dargın,
Ve kan tadında bir konca,
Damıtır kendini mısralarınca...
De be aslan karam,
De yiğit karam,
Hangi kalemin yazısı,
Zorlu yazısı,
Belanda?
AHMED ARİF
|
|
Aşkın Hikayesi
Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.
Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.
Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.
Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.
Aşk, "Zenginlik, beni de yanına alır mısın?" diye sormuş.
Zenginlik, "Hayır, alamam.Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok." demiş.
Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir'den yardım istemiş. "Kibir, lütfen bana yardım et!",
Kibir "Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin." diye cevap vermiş.
Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: "Üzüntü, seninle geleyim."
Üzüntü "Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var."
Mutluluk da Aşk'ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk'ın çağrısını duymamış.
Aşk, birden bir ses duymuş. "Gel Aşk! Seni yanıma alacağım..."
Bu Aşk'tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş.
Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk'a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi'ye sormuş:
"Bana yardım eden kimdi?" Bilgi "O, Zaman'dı" diye cevap vermiş.
"Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?" diye sormuş Aşk.
Bilgi gülümsemiş:
"Çünkü sadece Zaman Aşk'ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir....
Bu Alemde Kral Tanımam!
Sen hiç ölümün gölgesinde özgürlügü yaşadınmı
Bir garibanın elinden tutupta hiç kadere rest çektinmi
Alçağın adisine ispiyoncusuna kurşun yağdırdınmı
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam
Sen zevkini sefanı sürerken ben hayat okulunu okuyordum
Sen elin cilalı mermer taşlarında kibar beylerlen dans ederken
Ben hergün azraillen dans ediyordum
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam
Sen sıcak yatağında rahat uyurken
Ben ise parçalanmış vucudumun acısıyla mahkeme duvarlarına
Yaslanmış,gelmeyi bilmiyen karanlığı bekliyordum
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam
İdam sehpasında bir mahkum yaşamayı ne kadar çok istiyorsa
Bende seni o kadar çok seviyorum..
Aşıma katmadım haram,güzel çirkin aramam
Yanlış yapanı tanımam... bu senin içinde geçerlidir gülüm
Dedim ya gülüm BEN BU ALEMDE KRAL TANIMAM!!
|
|
|
BİR ÖNSÖZ YAZMAK GEREKSE...
Bir türküdür yaşamak dedim ve savurdum kendimi umuda doğru çıktığım bu yolda beni yalnız bırakmayan tüm türkü dostlara teşekkürler...
Kimi sevsem hep uzaklarda bir sevdiği vardı,unutamadığı ilk aşkı ya da onu terk edip giden sevgilisi...Kimi derinden sevsem,o bir başkasını derinden hatırlardı. Öylesine sevdimki onları ,başkalarına duydukları sevgiyi anlatmalarını,sessizce içim acıyla kanayarak dinledim;Beni yitirmekten hiç korkmadılar;çünkü onlara göre fazla iyiydim bu yüzden ilk anda vazgeçilebilinirdi benden...
...hayat bize
mutlu olma şansı
vermedi sevgili
biz kendimizden
başka herkesin
üzüntüsünü üzüntümüz,
acısını acımız yaptık
çünkü. Dünyanın öbür
ucunda hiç tanımadığımız
bir insanın göz yaşı bile
içimizi parçaladı. Kedilere
ağladık, kuşların yasını tuttuk...
Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat
karşısında bizi zayıf yaptı. Aslında
ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine
üzülebilmek ve çare aramak. Ben bütün
hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.
Yaşamak ne güzeldir be sevgili...Sevinerek,
severek, sevilerek, düşünerek... Ve o
vazgeçilmez sancılarını duyarak hayatın...
Yılmaz Güney
GİDERSEN YIKILIR BU KENT...
Gidersen yıkılır bu kent,kuşlar da gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Yanlış adresteydik,kimsesizdik belki
Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
Biz mi yalnızdık,durmadan yağmur yağardı
Üşür müydük nar çiçekleri ürperirken
Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
Sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
Bu kentin künyesi bellidir artık susuşun
İsyan olur milyon kere,hiç bilmez miyim
Sokul yanıma sen,ellerin sımsıcak kalsın
Devriyeler basılyor karartılmış evleri yine
Gidersen yıkılır bu kent kuşlarda ölür
Bir tufan olurum sustuğun her yerde...
sevmediğim günler
Gece saat kaç şimdi bilmiyorum zaman öylesine anlamsız ki.Nerede olduğumu bilmeden karanlık gece de hissetmeye çalışıyorum seni. Bitmeyen bir sensizlik içinde....İlk tanıştığımız günü hatırlarmısın bilmem ? Çünkü bende hatırlamıyorum. Aslında yalnız kaldığım da anladım sana ne kadar çok ihtiyacım olduğunu ; yabancı bir şehirde. Kimsesizken...Günler günleri kovaladı , sevemediğim günler.
Eskiden kalma geleneksel alışkanlıklar işte , mektup yazmaya başlamıştım. O gün anladım sevemediğim günlerde, ben yazabiliyordum. Duygularımı hayasızca , çekinmeden kelimelerle anlatabiliyordum. Yazdıkça daha çok seviyor daha çok özlüyordum. Yüreğim acıyor acıması beni mutlu ediyordu.
Böyle olmamıştı hiç. Ailemde , arkadaşlarımda , sevgilerimde... Sen bambaşkaydın bana. İhtiyacım olduğunda kardeşim , hasta anımda annem , yanlış yaptığında babam , ilgiye ihtiyacım varken sevgilim oldun.
Yabancı şehirlerde yaşayamadım sensiz ve geldim sana. İhtiyacım olan huzura. Nasıl geldim ki bilmiyorum. Sevemediğim günler dedim ya işte o an başlamış meğer.Arkana bile bakmadan gittin. Ben sana gelmişken, sevgine ihtiyacım varken ; sormadan gittin. Hemde saatler değildi aramızdaki artık.Dağlar , denizler aşamadığım yollardı aramızdaki.
Gece gündüz arasındaki farkı bilmez olmuştum. Mutluluk yada Üzüntü neydi hatırlayamıyordum. Ağlamanın gülmekten farkı neydi ? Bilmiyordum. Ben sensizlikte yaşayamıyordum.Günler günleri kovalıyordu.Gecelerden sonra gündüzler oluyordu. Sen aylar sonra çıkıp geliyordun. Hayatıma hayat katıyordun. Ve sonra... Tekrar hayatımı alıp yine gidiyordun. Defalarca defalarca aynı şeyler oldu. Hıçkırıklarım arasında sen yüreğimden bir parça alıp gittin. Ve ben sana verdiğim bitmeyen bu sevgiye hiç karşılık istemedim.
Ta ki özlem duyduğum senin, aslında bambaşka biri olduğunu anlıyordum. İki dudak arasından çıkan sözler bana " Sen sesine muhtaç olduğun birini üzüyorsun, yüzüne hasret sevdiğinin yüzünü asıyorsun." diyordu. Sıkılmıştı benden...
Günlerce ne yapacağımı bilmeden etrafta dolaştım delice. Ne yapabilirdim sen olmadan, sesini duymadan ... İstemiyordun beni yapmalıydım, mutlu olmalıydın. Benim mutsuzluğumda olsa Mutlu Sen olmalıydın....
Şimdi seni günlerdir aramıyorum.Artık devam edebilirmiyim onuda bilmiyorum.Sesini neden duymadığımı , buna nasıl dayandığımı söylemek neye yarar ki. Elbet bir gün sorarsın. Ben sana diyemem ki hiçbirşey. Bunlar Sadece Sevemeğim Günler..!
|
|